Language Issue Certainly Not Perfect

The most common language is English I suppose at least in export and import sector. At least I experienced this business field. 

When I first started to learn English sorry when I started to live in England my first six months were terrible. Such a talkative person I am!  Such an emotional person I am! These personal features made my months much tougher!  Because to express yourself you need words, words more words. Sometimes they have a second meaning.  Sometimes you would love to use an idiom to emphasise something which is funny. They do not match. You need to live in that emotion to learn that right words with people. So that takes time. You need to consume time to grow yourself, your soul.   As I person who was taught by life, I think I can say that. 

On top of these things,  till a certain age, you call a glass, a glass when you move in another country it suddenly becomes some another word that you are not very familiar. Takes time! 

When I was a kid, a dozen of families moved to Germany. They regularly come to  Turkey and they used to mix up word German language and Turkish I understood them when I lived in the Uk. I and my soul grew. I understood them.  To understand people is always tough. To be in their shoes.  See we do not have that idiom in Turkish we have similar meaning but no shoe is involved. 

I love writing. Writing means emotions. You are saying. You are talking. You are speaking there is no voice and noise. You are quite but you are loud. You can not be interrupted. One of the loveliest thing in this world. Emotionally emotional 

Language is a hard work. I wanted to translate my writings into English I am proudly TURKISH but woo so much time. In addition to that, another language pushes you to be perfect that we can not be perfect.  

I made peace with myself. I am not perfect. Would love to but I am certainly not. May be can be better 

Keep growing! 

 

Would love to say thank you all the people teach me that English words. 

 

I keep growing….

Advertisements

Zeytin

zeytindalı güvercin ile ilgili görsel sonucu

Bir çok yıl geçti üzerinden yazdığımdan beri alttaki satırları.  Zeytin ağacı o kadar verici bir ağaç olmasına rağmen fedakar insanlar gibi hiç kıymet görmedi. Hırpalandı. Terk edildi, yok edildi. Fedakar, sanatkar insanlar gibi.

En büyük, en yaratıcı, yaratan insanların da, en görkemli eserleri , onlar bu acımasız insanların yaşadığı küreden , yaşadıkları sancılar, yıkılışlarından tekrar tekrar dirilişlerinden doğan, o en muteşem eserleri  gittikten yüzyıllar sonra anlaşılmadı mı? 

Doğa öcünü, intikamını istemeden alır sizen aniden. Ansızın bir depremle yerle bir olursunuz, bir sel ile akıntıya kapılır sevdikleriniz, hayallerinizle birlikte .

Köşeye sıkışmış ürkek bir hayvana dönüşür doğa sizi yüzünüzden paralar, parçalar.

Yapmayın zeytini rahat bırakın.  Kurursa kurursunuz !

 

 

zeytin ağacı ile ilgili görsel sonucu

Zeytinyağının gizemini bilir Egeliler ta  eskiden beri.İnce narin bedeninin ,her dem yeşil griye çalan yapraklarının arasındaki meyvelerinden gelir zeytinyağı.

 

Betonlaşmaya karşı koymaya çalışsa da bu narin ağaç pek de başaramaz. Hırçınca vurulur sırıklar üzerine o tek tek toplanan zeytinleri almak için defalarca.Küser bu defa zeytin ağacı,küser vermez meyvesini öteki sene.Sonra zeytinciler der bu sene mahsul yok.Bilmezler anlamazlar küstüğünü.

 

 

Her şey bu kadar yozlaşmamışken rahmetli babaannem Huriye Doğrucuoğlu’na sorarlarmış  kabul gününe gelen misafirler.Huriye Hanım,( dedim ya her şey bu kadar , eskiler birbirlerine hanım bey diye hitap ederlerken)Ne kadar leziz olmuş bu kurabiyeniz tarifesini verir misiniz?

Folluktaki yumurta,çuvaldaki un,keçiden çıktığı kadar süt, lancadaki yağ dermiş,nükte edermiş.

 

İşte bu yüzden zeytin ağacı bu kadar yıpranmışken, beton binaların arasına sıkışmışken,yediğimiz,içtiğimiz her şeyin içine kimyasal maddeler karışmışken,dalındaki meyvenin adı organik olmuşken, babaannemin tarifi benim tariflerime benzediğinden aslında bir tarifi yok ,  hissi var.  Malzemesi de  pek tabi .  Ben de anneannem Perihan Kocabıçak’ın  yarım asırdır  yaptığı o çok mu çok meşhur tuzlu kurabiyesinin tarifini   sizinle paylaşmaya karar verdim

 

Tarifi  uygularken folluktaki yumurtayı bulabilir misiniz bilinmez ama..Şişedeki kadar zeytinyağını Ayvalık’ta  bulacağınız kesin..

 

Şimdiden afiyet bal şeker olsun..

 

1.5 bardak zeytinyağı

1 büyük limonun suyu

1 şise maden suyu

2 paket kabartma tozu

1 tutam tuz

1 adet yumurta sarısı ( hamurun içine)

1 adet yumurta akı susamları yapıştırmak için

Bir bardak susam

Aldığı kadar un

 

 

Bütün malzemeleri karıştırıp ( bu  mutfak terimini kullanmazsak olmaz) kulak memesi kıvamında bir hamur elde ediyoruz.

İstediğimiz şekli veriyoruz. Yumurta akına batırıp susama buluyoruz

175 derece’de  45  dakika üzeri pembeleşene kadar pişiriyoruz

 

 

 

 

 

Güçsüzlüğün Gücü

Neden hep neşeye zorlanır yüreklerimiz,neden hüzünü hissetmemize izin verilmez. Bazen neşeyi sevinci doya doya, doyasıya, çoşkuyla ışıklar kıvılcımlara saçan kahkalarla karışmış çığlıklarla yaşamak istediğimizde bile bir olgunluğa, ciddiyete davet edilmez mi o masum yüreklerimiz. Hüznü hissetmemize izin verilmezken sevince de izin verilmez.

Hep her duyguyu yaşamamız önerilirken bizi bilmemeyen, bizi bizden almaya  çalışan o birileri önerdiklerinin tam tersini yapmamızı istemezler mi bizden.

 

Kendi kendimize güldüğümüzde deli, kendi kendimize ağladığımızda zayıf olmaz mıyız o bizi hiç bilmeyen birilerinin nazarında.

Güç kazanılan kaybedilen bir duruş! Vuruşlarda kaybedilen, her vuruştan sonra mağrur ve vakur ayağa kalkıştır güç. Kaybedersiniz kazanırsınız. Üzülür sevinirsiniz. Acı çeker, avunursunuz! Duygular insanlar için, insan işi!

Doyasıya gülün, ağlayın,sevinin,kırılın,üzülün, acı çekin, İYİLEŞİN
Duygular insanlar için!

Güçsüzlükten güç kazanın! Güçlükle gülün, güçlükle ağlayın

yAŞayın!

 

 

 

Yanım Yanında

Bir yanım cesur, bir yanım korkak

Bir yanım güçlü, bir yanım güçsüz

Bir yanım sabrın sonsuzluğunda, bir yanım canın en tezinde

Bir yanım mini mini masum bir kız, bir yanım alevler saçan bir kadın

Bir yanım darmadağın, bir yanım düzen

Bir yanım kırgın, bir yanım katı

Ve herşeye rağmen

Bir yanım yanında, bin yanım da

Oyunsuz Oyun Hamuru

Çocukken eline geçen bir oyun hamuru… Rengarenk pırıl pırıl pırıldayan bir kutunun içine,  şıkır şıkır şıkırdayan bir ambalaja sarılmış. Sana hediye gelmiş, için açılmış, açarken oyun hamurunu. Yüzünü sarmış o muzip mahçup gülümseme.

Renkler karışmış birinine, istediğin şekili vermişsin oyun hamuruna. Yarattığını sanırken yok etmişsin. O rengarenk  renkler kaybolmuş. Tek renge kalıvermişsin birden morumsu bir gri. Sıkmıp Sıkılıp bırakmışsın öylece sonra oynamak üzere.

Bir gelmişsin, bir bakmışsın kurumuş oyun hamuru.

Oyunsuzmuş! 

Ahenk

Hayattaki denge ahenk  yemek yapmak gibidir.

Düşünün kek yapacaksınız. Neler var içinde kekin kakaolu kek diyelim hadi.

Yumurta

Şeker

Un

Süt

Kabartma tozu

Yağ

Kakao

Tek başına hangisini tam anlamıyla doya doya yiyebilirsiniz ki pişirmeden, ama o kekin tadına doyamazsınız.

Ahenk denge işidir. Birinden biri fazla olursa olmaz o kek ya da birinden biri az olursa. Biri eksik olursa diğeri tek başına kabartamaz keki.  Malzemeleri itina ile birleştiriseniz sonuca siz bile şaşarsınız.

Ahenkli olmak için elinizdeki malzemelerin değerini bilin ki. O kek afiyet bal şeker olsun. Tadına doyamayın.

 

 

Hayatın Fırtınası

Mücadele ettiğine tam yaklaşmışken, tam tutup yakalayacakken, tam sarıp sarmalayacakken onu, birden bir fırtına başlar hayatın içinde,en derininde, tam dibinde. Sürüklerinirsin oradan oraya. Bir bakarsın ki bambaşkasın, bambaşka bir yerdesin.

Hayat bu ya başka bir fırtınada tekrar bulursun kendini eski mücadelene kavuşmuşken.

Hayatın fırtınasına sarıl sen de  

Vazgeçme! 

Fırtına ile ilgili görsel sonucu

Sonsuz İnsan

Çok daha düşünür, bir kez daha anlaymaya çalışır oldum MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ü. Bu kadar çok başarılara sahip bir insanı anlayamaya çalışabiliriz ancak. Sanmıyorum ki tamamen başarabileyim. 

En çok kadınlar borçlu diye düşünüyorum.  Bu satırları yayımlayabilme şansını yakalayabilmem. Yurt dışında TÜRK ürünleri satarken gurur duyabiliyorsame erkek egemen bir sektörde o’na borçluyuz. Borçluyuz ama ihaneti durdurmayı başaramıyoruz. NUTUK’u anlayabileyecek yaştayım. Okumayı denediğim zamanlarda bu kadar yaşanmışlığım, hayak kırıklarım, kalbimin temiz kan akıtan tarafına sızdırılmış ihanetler yoktu.

Bu kadar hırsızla, hırsız olmasa da bu kadar hırsıza çanak tutan insan topluluğu ile tanışmamıştım. Ülkesine fani dünyadaki çıkarları için ihanet eden hain insanlarla aynı ortamda çalışmak zorunda kalmamıştım hiç. Bunlara göz yuman,  kraldan çok kralcı iş adamlarının zaaflarını görmemiştim. 

 

Diğer AVRUPA ülkelerine hayran olanlara içim sızlamamıştı. Daha iyisini yapmayı düşünememelerine, düşünseler bile deneseler bile çabucak yılmalarına bu kadar üzülüp içerlememiştim. 

Gençliğe Hitabe’yi okuyorum tekrar tekrar. 

Biliyorum ki MUHTAÇ OLDUĞUM KUDRET DAMARLARIMDAKI ASİL KANDA MEVCUTTUR 

 

Sonsuz İnsan’a özlemle,saygıyla, minnetle. 

Kelebek

Kozasından yeni çıkan kelebek gibi… Hani kelebeği  tutmak istersiniz de durmaz.  Çırpınır çırpınır durur. Sonra vazgeçersiniz, yakalamaya çalışmaktan zaten küçük bir kelebektir hem acırsınız o kadar güzel bir canlıya dokunmaya, onu incitmeye. Bir an dikkatiniz dağılır bir bakarsınız, kelebek tam önünüzde, gayet sakin, gayet durağan huzur veren sessizliği ile.

Kalbim Salyangoz

Denizde yaşayan salyangozları kulağına koyduğunda  kulağına deniz sesi gelir uğuldar hafif fırtınalı, hafif rüzgarlı. Ayrılmak istemez aslında denizden. Mutludur orada, huzurludur. Ama ayrılmak zorundadır denizden istemeden. Çünkü alırlar, ayırırlar salyangozu masmavi derinliklerden.
Kalbim salyangoz gibi artık denizde değil ama hala içimden deniz sesi geliyor. ​

Denize

Akşamın griliği çalarken denize , en  hafif en narin meltemin püfür püfür ferahlığı değerken tenimize, Akdeniz şarkıları melodileri gelirken kulağımıza tiz bir kadın sesinde. Göğsüm dolup taşarken seninle, uzun elbisem savrulurken kabaran yüreğine. Sen senden fazlası olurken bende. Çok isterdim dinlenmek, dinmek  gönlünde.